Kimyasal Silahların Babası: Fritz Haber

Kimyasal Silahların Babası: Fritz Haber

Fritz Haber, klor gazını savaş alanında bizzat test edebilmek için cephe komutanlarından birini ikna etmiş, ve Almanlar Ypres’te bu silahı kullanmıştı. Bazı tarihçiler, Haber’in kimyasal gaz kullanarak savaşı hızlıca bitireceğine inandığını belirtiyor. Bu açıdan, çok çok az da olsa hak verilebilir bir durum gibi gözükse de, savaşın 3 sene daha sürmesi, bu düşünceyi önemsiz kılıyor. Üstelik kimyasal silah kullanımındaki rahatlık, kullanımının daha da yaygınlaşmasını sağlıyor. Kimi kaynaklar, Haber’in eşinin bu yüzden intihar ettiğini ve Haber’in daha sonra, tıpkı Alfred Nobel gibi, kimyasal silah kullanımına karşı çıktığını belirtse de, anektotlar ve aktarımlar bilimin ve dolayısıyla bizim işimiz değildir. Ancak, bir Musevi olan Haber’in akrabalarının toplama kamplarında kimyasal gazlarla öldürülmesi, Haber’i daha da ilgi çekici bir kişilik haline getiriyor.

Yazımızın başında bahsettiğimiz gibi, Haber’i daha da ilgi çekici yapan bir konu daha var. Haber, kimyasal silahların babası olarak anıldığı gibi suni gübrelerin babası olarak da adlandırılmalı. 1910’larda dünya nüfusu 1,8 milyar iken 2016 itibariyle 7,5 milyara çıktı. Bu dört kat artışı beslemek, neredeyse tek başına Haber-Bosch prosesi sayesinde olmuştur diyebiliriz. Carl Bosch ve Fritz Haber’in 1909’da bulduğu Haber-Bosch prosesi, atmosferde bolca bulunan azottan amonyak üretmeye yarayan bir işlemdir. Bu işlem, suni gübre üretiminin ilk aşamasıdır. Amonyak üretmenin bir yolunu arayan Haber ve Bosch ikilisi, atmosferdeki azotu direkt olarak bitkilerin yiyeceği haline getirmeyi başararak dünyanın bu sorununa kökten bir çözüm getirmiş ve 1918’de Kimya dalında Nobel Ödülü’ne layık görülmüşlerdir. Fritz Haber, bilim insanları tarafından nüfus patlamasının bir nedeni olarak gösterilir. Ancak şunu da belirtmekte fayda var: Savaş başlamadan önce, 1913’te, İngilizlerin Almanya’ya uyguladığı sodyum nitrat ambargosu Almanya’yı iki şekilde etkilemişti: Birincisi, sodyum nitrat doğal bir gübreydi. Almanya’nın tarım verimi azalacaktı. İkincisi, belki de en sinsi olanı, bu suni gübrenin aynı zamanda işlenerek patlayıcıya dönüştürülmesi konusundaki sıkıntıydı. Almanya mühimmatsız kalacaktı. Nitekim 1913’teki ambargo üzerine Almanya, Haber’in prosesiyle amonyak üretmeye başladı. Artık, patlayıcıları amonyaktan üreteceklerdi. Dünyanın seyri bu nedenle (Haber’in prosesi nedeniyle) bir kez daha değişmişti. 

Berlin’de bulunan Yahudi Müzesindeki (Jüdisches Museum Berlin) tek bilimsel gösterim parçası, Fritz Haber’in amonyak üretim prosesi düzeneğidir. Düzinelerce Yahudi bilim insanı arasından sadece onun düzeneğine yer verilmesi, amonyak üretiminin tarihi ve toplumsal değerini göstermektedir.

Daha önce de amonyak üretiliyordu. Ancak, Haber’in amonyak üretim prosesi, önceki yöntemlere göre ucuzdu ve hızlıydı. Tepkime kısaca şöyledir:

N2+3H2→NH3N_2+3H_2\to{NH_3}N2​+3H2​→NH3​

3 mol hidrojen gazı, 1 mol azot gazı ile tepkimeye girer ve 2 mol amonyak oluşur. Ancak bu kağıtta gösterildiği kadar kolay değildir. Bu iki gazı alıp bir kapta alelade karıştırırsanız, ortaya amonyak çıkmaz. Özellikle azot gazı (N2) eylemsiz bir gazdır, yani kolay kolay tepkimeye girmez. İki azot atomundan oluşur ve aralarında kuvvetli üç bağ vardır. Bu üç bağın da kırılıp, her bir bağa bir tane hidrojen atomu bağlanmasıyla amonyak oluşacaktır. Üç bağın kırılması 150-250 bar basınç, 400-500 C0 derece sıcaklık ve demir katalizörler yardımı sayesinde olur. Azot bağları koparıldıktan sonra bu bağlara hidrojen bağlanması işten bile değildir.